Moladan Önce Nedir, Ben Kimim?

Selam, öncelikle taze blogumun en taze ve gelecekte de en bayat olacak yazısına hoşgeldiniz. Bu blogu açma nedenim basitçe şu ki, çevremde NBA takip eden ve bunun hakkında konuşabileceğim bir insan maalesef pek yok. O yüzden bende kendi içimden geçen düşünceleri en azından yazılı bir ortama aktarmak için bu blogu açtım. En azından insanlarla konuşamıyorsam burada kendi kendime konuşurum öyle değil mi? 


Türkiye'de malumunuz futbol artık oturmuş bir kültür ve hayatın tıpkı siyaset gibi tam olarak içinde olan bir spor. İkinci sırada ise belki voleybol veya basketbol gelir bilemiyorum. Dolayısıyla takdir edersiniz ki futbol konuşacak çokça insan olduğu için futbola da çok kez sardım ama hiçbiri basketbol kadar zevk vermedi. Saat akşam 8'de olan bir futbol maçını oflaya puflaya izlemektense, gece 3'te olan bir NBA maçını kısık kısık bağırarak izlemeyi kesinlikle yeğlerim. 


Peki neden "Moladan Önce" Basketbol severler bilir ki, bir maçta bir takım harika gittiğinde o gidişata dur demek için, veya bir oyuncu bir rekor kırıp adını tarihe yazdırdığında o olaya saygıdan, veya takım halinde değil de maçı tek başına domine eden bir oyuncuya dur demek için de mola alınır. Dolayısıyla "Moladan Önce" benim için genelde bir basket maçının en keyifli anlarını sembolize eder. Blogumun ismi de buradan gelmekte. 


Ben asla müthiş ve sıkı sıkıya NBA takip eden bir insan olmadım. Zaten Türkiye'de öyle olmak pek de mümkün değil malum maç saatlerinden dolayı. Sonuçta insanlar işe, okula gidiyor. Fakat kullandığım League Pass, Tivibu Go gibi şeylerle sabah uyanıp spoiler yemeden maçları izlemeye hep gayret ettim. Hatta 2019'da Damian Lillard'ın Paul George üzerinden attığı meşhur maç kazandıran "Bad Shot" ve Russel Westbrook ile inanılmaz keyifli sürtüşmelerinin olduğu o müthiş serinin son maçını lisede Tivibu Go'nun geri sar özelliği ile derste izlemiştim. O zamanlar tabii Amerikan ve siyahi özentiliği de hat safhada maalesef tıpkı onlar gibi abartı tepkiler falan vermeye bayılıyordum. O şutu derste izlediğimde ortalığı ayağa kaldırıp hocamdan inanılmaz bir azar işittiğimi çok net hatırlıyorum. Her neyse, demem o ki ben bir bilirkişi, bir uzman değilim. Sadece bu spora aşık ve bu spor hakkında konuşmayı seven çinko karbon bir vatandaşım hepsi bu. Ne kendimi büyütmek gibi bir gayem var ne de insanlar beni öyle görsün diye. Dolayısıyla tamamen öznel olan bu blog eminim ki bana çok keyif verecek. Olası bir karşıt fikir, yanlışlarımı doğruya çevirme ve bir tartışma ortamı yaratmaya da gayet açık ve hevesliyim. Tabii saygı ve medeniyet çerçevesinde. 


Bana gelecek olursak da ben İngilizce Öğretmenliği 4.sınıf öğrencisiyim. İsmim de Burakcan ve 22 yaşındayım. 2010 yılından itibaren belli aralıklarla hep NBA takip ettim. 2017-2022 arası ise aralıksız takip etmiştim. O aralık yine geldi ve 2025 yılı itibariyle tekrardan takip etmeye başladım. Özellikle Mart ayından itibaren, lig sıralaması, play-off ve play-in potasını doğrudan ilgilendiren önemli bir periyotta ligi izlemeye tekrardan başladım. Tabii birçok yenilik de benim için beraberinde geldi. Örneğin takip ettiğim yıllarda Los Angeles Clippers'ta sıradan bir rol oyuncusu olan Shai Gilgous Alexander ligin en iyi oyuncularından birine dönüşmüş ve hatta belki en iyi oyuncusu olmuştu. Dallas'ta Doncic'in arkasından benchten gelen, arada iyi maçlar çıkaran ve bu kadar olmasa da bir potansiyel vaat eden Jalen Brunson, Knicks'e gidip bir süperyıldıza dönüşmüştü. Özetle, kendimi tazeledim, yeniledim, güncelledim diyebiliriz ve bundan öyle bir keyif aldım ki size tarif edemem. Malum okul bitti ve yılın en iyi zamanına geldik. Okul yok uyumak zorunda değilsin, erken kalkmak zorunda değilsin ve NBA play-offları başlamış... Basit bir hayatın mükemmel anları. Yani ne diyebilirim bilmiyorum öyle bir play-off geçirdik ki sanırım 2018 playofflarından beri hiç bu kadar keyif almamıştım. Bunun bir tık altı keyfi 2022 playofflarında almıştım çünkü onda da sık 7.maç izlemiştik ama bu sanırım son 7-8 yıldaki en iyi play-offtu. O kadar çok hikayesi vardı ki maçların, o kadar çok tarihi anlara tanıklık ettik ki o kadar çok mucizevi şeyler oldu ki yazmaya kalksam sanırım upuzun bir yazı okutmak zorunda kalırım size. Demem o ki, işte bu playoffların bana verdiği bu haz. Beni yıllardır     ,liseden beri, açmak isteyip çekingen davrandığım bu blogu açmaya itti ve işte buradayız. Moladan Öncesine ilk kez hoşgeldiniz sevgili basketbolseverler. 

Yorumlar